Archive | Seçtiklerimiz

Tags: , , ,

Dandanakan Savaşı

26 Mayıs 2009

İki ordu 15 Mayıs 1039′da davul ve boru sesleri ile savaşa başladı. Gazne ordusu şiddetli bir hücuma geçince bozulan Selçuklular çöle çekilmişlerdi. Çöl harekatına alışık olmayan Gazne ordusu, Selçuklulan takip edemedi. Selçuklular da düşmanı hırpalamak için büyük sıcakları beklediler. Sıcaklar basınca kuvvetleri ile sık sık çölden çıkıp Gazne ordusuna baskınlar yapıyor, su kuyularını tahrip edip tekrar çöle dönüyorlardı.

Kısmi bir basarı kazanan Sultan Mesud, sıcakları geçirmek için Herat’a çekilmek ve Selçukluları barışa zorlamak düşüncesindeydi. Birbirlerini oyalamak maksadıyla geçici bir anlaşmaya vardılar, fakat iki taraf da bir yandan hazırlıklarını sürdürüyordu. Türkistan’dan gelmekte olan Oğuz göçmenlerini de yardıma çağıran Selçuklular, gittikçe çoğalıyor ve kuvvetleniyorlardı. Bundan dolayı bu geçici anlaşma, Selçukluların işine yaramıştı.

Sultan Mesud, 1039 Ağustosu’nda ordusu ile birlikte Herat’a döndü. Fakat daha yolda iken Türkmenlerin takip ve hücumlanyla kayıplara uğramış ama karşı saldırıyla onlara da kayıp verdirmişti. Sultan Mesud, Herat’ta hazırlık ile uğraşırken, Tuğrul ve Çağrı Beyler, tekrar Nişabur, Merv taraflarına hakim olmuşlardı. Haremzsah İsmail ile bağ kurarak, Ceyhun bendlerini açtırdılar. Selçukluların kazandığı iki zafer, Oğuzların Horasan’a geçişini hızlandırmıştı. Horasan’a öyle bir insan akını başlamıştı ki Gazneli tarihçisi Beyhaki’nin yazdığına göre, Horasan hazinelerinin topraktan çıkarıldığını duyan ihtiyar ve topal bir kadının da bir hisse koparmak maksadı ile yola koyulduğuna dair hikayeler bile anlatılıyordu.

Sultan Mesud hazırlıklarını bitirmiş ve ordusunu çöl harekatına elverişli hale getirmişti. 1039′da harekete geçti ve Tuğrul Bey’i yakalamak üzere Nişabur’a girdi. Tuğrul Bey’in Şadyah’ta oturduğu eski sarayına yerleşip, kışı burada geçirdi. Selçuklular endişe içindeydi. Uzun müddetten beri Tuğrul Bey’in zırhını ve çizmelerini çıkarmadan uyuduğuna dair haberler yayılıyordu. Tuğrul Bey’e kararını sordukları zaman, “Dehistan, Gurgan istikametine çekileceğiz” cevabı alınmıştı. Aynı zamanda Tuğrul Bey, Gazne ordusunun gelemeyeceği düşüncesiyle, Rey ve Cibal taraflarına göçmek ve oralardaki Türkmenler ile birleşmek niyetindeydi. Çağrı Bey ise buna karşı çıkıyordu. Gazne ordusunun çölden gelirken yorulacağını ve karşılaştıkları zaman Selçukluların daha iyi durumda olacaklarını söylüyordu: “Şimdi Gazneli kuvvetleri atlarından inip endişesiz bir şekilde istirahata çekilmiştir. Takip edilmediklerinden de emindirler. Eğer hemen onların üzerine yürürsek belki de amacımıza ulaşırız.”

Sonunda Selçuklular Çağrı Bey’in fikrini kabul edip, Balhar Dağı yönünde yola çıktılar. Çağrı Bey’in askeri görüşleri hakim olduğu için 1040 yılının Mayıs ayı ortalarında, Ramazan’ın ilk günlerinde çarpışmaya giriştiler. Selçuklular, ağırlığı 2 bin atlı ile gerilere gönderdiler. Asıl ordu 16 bin atlıdan oluşuyordu. Börü Tekin ile Yınallıların öncü olarak gönderilmesi kararlaştırılmıştı. Yınallılann emrinde bin Türkmen atlısı, Börü Tekin’in emrinde ise 500 mülteci atlısı bulunuyordu. Çağrı Bey, hafif süvarilere süratle saldırıp çekilme hareketleri yaptırıyor, surları ve kuyuları tahrip ederek Gazne ordusunu susuz bırakıyordu.

 Sultan Mesud ise, Merv ve Sarahs arasında, kum çölü kenarında, surları ve kuyuları bol Dandanakan hisarına doğru ilerleyip, ordunun susuzluğunu gidermek niyetindeydi. Fakat Gazne ordusu oraya varınca, bu kuyuların Selçuklular tarafından imha edilmiş olduğunu gördü. Kuyuların tamir etmektense, ilerdeki kuyulara yetişmek üzere harekete devam ederken, Selçuklu baskınları şiddetlenmişti. Bu andan itibaren Gazne ordusunun disiplini bozuldu.

Türk-İslam tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil eden Dandanakan Meydan Muharebesi üç gün sürdü. Susuzluk, yorgunluk, açlık ve nihayet fikir ayrılıkları içinde bitkin durumda bulunan Gazneliler, Çağrı Bey’in saldırışları ve bu esnada 370 Türk kölesinin Selçuklulara geçişi ile bozguna uğradı. Başta Beg-Toğdı olmak üzere, askerlerin firarı ile sağ-sol kanatlar çöktü. 23 Mayıs 1040 Cuma günü Gazne ordusu diye bir şey kalmamıştı ortada. Sultan Mesud, 100 süvari ile savaş meydanını terk ederek güçlükle kurtuldu. Selçuklular Gazne ordusunun bütün hazinelerini ele geçirdi. Çağrı Bey, bu ganimetleri kendine ayırmaksızın adamlarına paylaştırdı ve Mesud’un otağına inip tahtına oturdu.

 Selçuklu askerleri, Mesud’un askerlerinin geri dönmesinden çekinerek üç gün boyunca at sırtından inmemişlerdi. Diğer yandan Sultan Mesud, bütün bir yılın vergisini affetmiş ve Gazne’ye çekilmişti. Tuğrul Bey, buradan Nişabur’a geçti. Çağrı Bey, Belh üzerine, Vabgu ise Herat üzerine yürüdü. Artık bu bölgede Selçukluların karşısına çıkacak ciddi bir kuvvet kalmamış, tarihin bu bölgedeki akışı bu savaşla değişmişti. Selçuklular, Dandanakan’da kazandıkları zaferle güçlerini Gaznelilere kabul ettirdiler ve savaş sonunda İran yaylasının bütün yollan Selçuklulara açıldı.

Yorum (0)

Tags: , , ,

Ankara Antlaşması

07 Mayıs 2009

ankara-anlasmasiFransız başbakanı, Türklerle barış yapmak için Franklin Bouillon’u Ankara’ya gönderdi. 13 Haziran 1921′de görüşmeler başladı. Franklin Bouillon, imza yetkisinin olmadığını beyan ederek görüşmelerden çekildi. Görüşmelere ara verilmesinin gerçek sebebi ise, Fransızların Yunan taarruzunun sonucunu beklemesiydi. Savaş masrafları, Fransa için büyük bir külfet haline gelmişti. Ayrıca Fransız kamuoyu savaşlara karşıydı. Bu yüzden Fransa, Anadolu macerasına son vermek istiyordu. Sakarya Zaferi’nin kazanılması üzerine Franklin Bouillon, tekrar Ankara’ya geldi. Görüşmelere zaman zaman Mustafa Kemal Paşa’da katıldı.

Görüşmelerde Misakı Milli ile belirlenen sınırlar üzerinde ısrarla duruldu. Fransa kapitülasyonların devam etmesini istiyordu. Uzun görüşmelerden sonra 20 Ekim 1921′de Dışişleri Vekili Yusuf Kemal bey ile Fransız temsilcisi Franklin Bouillon arasında Ankara Antlaşması imzalandı.

Antlaşmaya göre;

  1. Taraflar arasındaki savaşlara son verilecekti.
  2. Savaş esirleri ve tutuklular, karşılıklı olarak serbest bırakılacaktı.
  3. Antlaşmanın imzalanmasından sonraki iki ay içinde Fransız kuvvetleri, kabul edilen sınırların güneyine çekilecekti.
  4. İşgal edilen bölgelerin boşaltılması, iki tarafın temsilcilerinden oluşacak bir komisyon tarafından düzenlenecekti.
  5. Boşaltılan yerlerde, genel bir af ilan edilecekti.
  6. TBMM Hükümeti, Misakı Milli’de yer alan esaslara göre, azınlık haklarına saygılı olacaktı.
  7. İskenderun Bölgesi’nde (Hatay) özel bir yönetim kurulacaktı. Burada yaşayan Türklere kültürlerinin gelişmesi için kolaylık gösterilecekti. Türk dili resmi dil olacaktı.
  8. Suriye topraklarında kalan Caber’deki Süleyman Şah Türbesi ve çevresi, Türk toprakları sayılacaktı. Burada Türk muhafızları ve bayrağı bulunacaktı.
  9. TBMM Hükümeti, demiryollarının işletme imtiyazını Fransız şirketlerine tanıyacaktı.

ankara-anlasmasi-2

Mustafa Kemal ve İsmet Paşa, Ankara Antlaşması görüşmeleri için gelen Fransız Bakan Franklin Bouillon ve Bnb. Sarou ile

Ankara Antlaşması’na göre, İskenderun Bölgesi, Hatay’ın, sınırlarımızın dışında kalması, Misakı Milli esaslarına aykın düşüyordu. Buna karşılık antlaşma, TBMM Hükümetine meşruiyet kazandırmış, Güneydoğu Anadolu’daki işgalleri sona erdirmiştir. Misakı Milli’nin İtilaf Devletleri üyesi olan bir ülke tarafından tanınması, Sevr Antlaşmasını geçersiz bir belge haline getirdi.

Fransa’nın TBMM Hükümeti ile antlaşma imzalaması, İngiltere’nin yalnız kalmasına; İngiltere ile Fransa’nın arasının açılmasına sebep oldu.

Yorum (0)

Tags: ,

Kars Antlaşması

07 Mayıs 2009

kars-antlasmasi-1Sovyetler Birliği ile Moskova Antlaşması imzalanmıştı. Ancak sınır komşumuz olan Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan ile ufak tefek sorunlar yaşanıyordu. Sakarya Zaferi’nin kazanılmasından sonra Sovyetler Birligi’nin aracılığıyla TBMM Hükümeti ile Kafkas cumhuriyetleri (Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan) arasında 26 Eylül 1921′de görüşmeler başladı. TBMM Hükümetini Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir temsil etti. Görüşmelerin tamamlanması üzerine, Kars Antlaşması imzalandı (13 Ekim 1921). Antlaşmaya göre;

  1. Taraflardan birine zorla kabul ettirilmek istenen bir barış antlaşmasının tanınmaması konusunda taraflar müttefiktir.
  2. Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan, TBMM’nin tanımadığı milletlerarası bir antlaşmayı tanımıyacaktır. Aynı şekilde TBMM’de Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan hükümetlerinin tanımadığı antlaşmaları tanımıyacaktır.
  3. Kapitülasyonlar kabul edilemez.
  4. Batum, Gürcistan’a bırakılacaktı. Türkiye, Batum Limanı’ndan yararlanabilecekti. Bunun sağlanması için iki tarafın temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulacaktı.
  5. Antlaşmanın imzalanmasından sonraki üç ay içinde taraflar arasında konsolosluk mukaveleleri yapılacaktı.

Kars Antlaşması ile Türkiye, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki bugünkü sınırlarımız belirlendi.

Sovyetler Birliği’ne bağlı Ukrayna Cumhuriyeti ile 20 Ocak 1922′de dostluk ve işbirliği antlaşması imzalandı.

Yorum (0)

Tags: , , ,

Tekalifi Milliye Emirleri

07 Mayıs 2009

tekalifi-milliyeİlk iş olarak askerlik çağı gelen gençler, silâh altına alındı. Böylece ordunun asker eksiklikleri bir ölçüde giderildi. Ordunun silah, cephane, ulaştırma araçları, yiyecek maddeleri, elbise ve diğer ordu malzemesi ihtiyacını karşılamak için 7-8 Ağustos 1921′de Tekâlifi Millîye Emirleri (Milli Yükümlülükler) adıyla genelgeler yayımlandı. Bu genelgelere göre;

  1. Her ilçede tekalifi milliye komisyonu kurulacaktı. Bu komisyonlar sayesinde elde edilen malzeme, ordunun çeşitli birimlerine dağıtılacaktı.
  2. Ülkede her hane; birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp komisyona verecekti.
  3. Tüccar ve halkın elinde bulunan; çamaşırlık bez, kaput bezi, patiska, pamuk, yıkanmış ve yıkanmamış yün ve tiftik erkek elbisesi dikmeye elverişli her türlü kışlık ve yazlık kumaş, kalın bez, kösele, taban astarlığı, san ve siyah meşin, dikilmiş ve dikilmemiş çarık, potin, demir kundura çivisi, tel çivi, kundura ve saraç ipliği, nallık demir ve yapılmış nal, mıh, yem torbası, yular, kolan, kaşağı, semer ve urganlardan yüzde kırkma, parası sonra ödenmek üzere el konulacaktı.
  4. Halkın elinde bulunan; buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut, mercimek, kasaplık hayvanlar, şeker, gaz, pirinç, sabun, yağ, tuz, zeytinyağı, çay ve mumların da yine yüzde kırkına, parası sonra ödenmek üzere el konulacaktı.
  5. Ordu ihtiyacı için alınan ulaştırma araçlanndan başka; halkın elinde bulunan ulaştırma araçlarıyla, ayda bir defa olmak üzere ücret verilmeden 100 km. uzaklığa kadar askeri ulaştırmaya yardım edilecekti.
  6. Ordunun giyim ve erzağına yarayan sahipsiz mallara el konulacaktı.
  7. Halkın elinde bulunan; savaşta kullanılmaya elverişli silah ve cephane, üç gün içinde komisyona teslim edilecekti.
  8. Halkın elinde bulunan; benzin, gres yağı, makine yağı, donyağı, taban yağları, vazelin, otomobil ve kamyon lastiği, lastik yapıştırıcı, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinası, kablo, pil, çıplak tel, yalıtkan ve bunlara benzer gereçlerin ve zaçyağının yüzde kırkına el konulacaktı.
  9. Demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci, saraç ve araba yapanlar ile bunların imalatını yapan imalathane ve işyerlerinin; iş hacimleri ve isimleri yazılarak,nitelikleri tesbit edilecekti.
  10. Halkın elinde bulunan; dört tekerlekli at ve öküz arabaları bütün donanım ve hayvanlarıyla birlikte, top çeken hayvanların (katır, eşek, deve) yüzde yirmisine el konulacaktı.

tekalifi-milliye-2

Bu emirlerin emniyetli bir şekilde yürütülmesi için Ankara, Kastamonu, Samsun, Konya ve Eskişehir’de istiklal mahkemeleri oluşturuldu.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, zaferle sonuçlanacak bir taarruz için geniş ölçüde hazırlıklar yaptırıyordu. Tekalifi Milliye Emirleriyle millet, her şeyini orduya verdi. Batı Anadolu ve Doğu Trakya işgal altında olduğundan, savaşın bütün yükünü Orta ve Doğu Anadolu halkı omuzlannda taşıyordu. Bu zorluklar içinde ordunun taarruza hazırlanması oldukça zordu.

Yorum (0)

Tags: , , ,

Mustafa Kemal’in Başkomutan Olarak Atanması

07 Mayıs 2009

baskumandanlikYunan ordusunun Eskişehir-Kütahya savaşlarında elde ettiği başarı üzerine Yunan kralı, ordunun moralini yükseltmek amacıyla Kütahya’ya geldi. 24 Temmuz 1921′de bir toplantı düzenlendi. Toplantıya: Yunan kralı, başbakan, savunma bakanı, genelkurmay başkanı ve Yunan ordusundaki üst rütbeli subaylar katıldı. Toplantıda Yunan kuvvetlerinin Ankara’ya kadar ilerlemesi kararlaştırıldı. Yunanlıların amacı, Ankara’yı ele geçirerek Türk milletine, Sevr Antlaşmasının koşullarını kabul ettirmekti.

Türk ordusunun Eskişehir-Kütahya savaşlarında yenilerek Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesi, ülkede büyük bir üzüntüye yol açtı. TBMM’de Milli Savunma Vekili Fevzi Paşa: ordunun büyük kayıplara uğradığını; Ankara yolunun Yunan ordusuna açıldığını; önlem olarak TBMM ve hükümet dairelerinin Kayseri’ye taşınması gerektiğini açıkladı. Bu açıklama, gerek TBMM’de gerekse halk arasında büyük bir heyecan ve ümitsizlik yarattı.

TBMM’de hararetli tartışmalar oldu. Mustafa Kemal Paşa’nm ordunun başına geçmesi istendi. Mustafa Kemal, 4 Ağustos 1921′de TBMM’ne verdiği bir önerge ile başkomutanlığı kabul ettiğini, ancak meclisin sahip olduğu yetkileri de kullanma yetkisini talep etti. TBMM’nin 5 Ağustostaki oturumunda kabul edilen yasa ile başkomutanlık ve meclis yetkileri, üç ay süre ile Mustafa Kemal Paşa’ya devredildi.

Fevzi Paşa, Genelkurmay Başkanlıgı’na, İç İşleri Vekili Refet Paşa’da, Milli Savunma Vekilliği’ne getirildi.

Yorum (0)