Archive | Cepheler

Tags: , , ,

Tekalifi Milliye Emirleri

07 Mayıs 2009

tekalifi-milliyeİlk iş olarak askerlik çağı gelen gençler, silâh altına alındı. Böylece ordunun asker eksiklikleri bir ölçüde giderildi. Ordunun silah, cephane, ulaştırma araçları, yiyecek maddeleri, elbise ve diğer ordu malzemesi ihtiyacını karşılamak için 7-8 Ağustos 1921′de Tekâlifi Millîye Emirleri (Milli Yükümlülükler) adıyla genelgeler yayımlandı. Bu genelgelere göre;

  1. Her ilçede tekalifi milliye komisyonu kurulacaktı. Bu komisyonlar sayesinde elde edilen malzeme, ordunun çeşitli birimlerine dağıtılacaktı.
  2. Ülkede her hane; birer kat çamaşır, birer çift çorap ve çarık hazırlayıp komisyona verecekti.
  3. Tüccar ve halkın elinde bulunan; çamaşırlık bez, kaput bezi, patiska, pamuk, yıkanmış ve yıkanmamış yün ve tiftik erkek elbisesi dikmeye elverişli her türlü kışlık ve yazlık kumaş, kalın bez, kösele, taban astarlığı, san ve siyah meşin, dikilmiş ve dikilmemiş çarık, potin, demir kundura çivisi, tel çivi, kundura ve saraç ipliği, nallık demir ve yapılmış nal, mıh, yem torbası, yular, kolan, kaşağı, semer ve urganlardan yüzde kırkma, parası sonra ödenmek üzere el konulacaktı.
  4. Halkın elinde bulunan; buğday, saman, un, arpa, fasulye, bulgur, nohut, mercimek, kasaplık hayvanlar, şeker, gaz, pirinç, sabun, yağ, tuz, zeytinyağı, çay ve mumların da yine yüzde kırkına, parası sonra ödenmek üzere el konulacaktı.
  5. Ordu ihtiyacı için alınan ulaştırma araçlanndan başka; halkın elinde bulunan ulaştırma araçlarıyla, ayda bir defa olmak üzere ücret verilmeden 100 km. uzaklığa kadar askeri ulaştırmaya yardım edilecekti.
  6. Ordunun giyim ve erzağına yarayan sahipsiz mallara el konulacaktı.
  7. Halkın elinde bulunan; savaşta kullanılmaya elverişli silah ve cephane, üç gün içinde komisyona teslim edilecekti.
  8. Halkın elinde bulunan; benzin, gres yağı, makine yağı, donyağı, taban yağları, vazelin, otomobil ve kamyon lastiği, lastik yapıştırıcı, buji, soğuk tutkal, Fransız tutkalı, telefon makinası, kablo, pil, çıplak tel, yalıtkan ve bunlara benzer gereçlerin ve zaçyağının yüzde kırkına el konulacaktı.
  9. Demirci, marangoz, dökümcü, tesviyeci, saraç ve araba yapanlar ile bunların imalatını yapan imalathane ve işyerlerinin; iş hacimleri ve isimleri yazılarak,nitelikleri tesbit edilecekti.
  10. Halkın elinde bulunan; dört tekerlekli at ve öküz arabaları bütün donanım ve hayvanlarıyla birlikte, top çeken hayvanların (katır, eşek, deve) yüzde yirmisine el konulacaktı.

tekalifi-milliye-2

Bu emirlerin emniyetli bir şekilde yürütülmesi için Ankara, Kastamonu, Samsun, Konya ve Eskişehir’de istiklal mahkemeleri oluşturuldu.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, zaferle sonuçlanacak bir taarruz için geniş ölçüde hazırlıklar yaptırıyordu. Tekalifi Milliye Emirleriyle millet, her şeyini orduya verdi. Batı Anadolu ve Doğu Trakya işgal altında olduğundan, savaşın bütün yükünü Orta ve Doğu Anadolu halkı omuzlannda taşıyordu. Bu zorluklar içinde ordunun taarruza hazırlanması oldukça zordu.

Yorum (0)

Tags: , , ,

Mustafa Kemal’in Başkomutan Olarak Atanması

07 Mayıs 2009

baskumandanlikYunan ordusunun Eskişehir-Kütahya savaşlarında elde ettiği başarı üzerine Yunan kralı, ordunun moralini yükseltmek amacıyla Kütahya’ya geldi. 24 Temmuz 1921′de bir toplantı düzenlendi. Toplantıya: Yunan kralı, başbakan, savunma bakanı, genelkurmay başkanı ve Yunan ordusundaki üst rütbeli subaylar katıldı. Toplantıda Yunan kuvvetlerinin Ankara’ya kadar ilerlemesi kararlaştırıldı. Yunanlıların amacı, Ankara’yı ele geçirerek Türk milletine, Sevr Antlaşmasının koşullarını kabul ettirmekti.

Türk ordusunun Eskişehir-Kütahya savaşlarında yenilerek Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesi, ülkede büyük bir üzüntüye yol açtı. TBMM’de Milli Savunma Vekili Fevzi Paşa: ordunun büyük kayıplara uğradığını; Ankara yolunun Yunan ordusuna açıldığını; önlem olarak TBMM ve hükümet dairelerinin Kayseri’ye taşınması gerektiğini açıkladı. Bu açıklama, gerek TBMM’de gerekse halk arasında büyük bir heyecan ve ümitsizlik yarattı.

TBMM’de hararetli tartışmalar oldu. Mustafa Kemal Paşa’nm ordunun başına geçmesi istendi. Mustafa Kemal, 4 Ağustos 1921′de TBMM’ne verdiği bir önerge ile başkomutanlığı kabul ettiğini, ancak meclisin sahip olduğu yetkileri de kullanma yetkisini talep etti. TBMM’nin 5 Ağustostaki oturumunda kabul edilen yasa ile başkomutanlık ve meclis yetkileri, üç ay süre ile Mustafa Kemal Paşa’ya devredildi.

Fevzi Paşa, Genelkurmay Başkanlıgı’na, İç İşleri Vekili Refet Paşa’da, Milli Savunma Vekilliği’ne getirildi.

Yorum (0)

Tags: , ,

Lozan Konferansı

15 Nisan 2009

Lozan Konferansı

Yorum (0)

Tags: , ,

Mudanya Mütarekesi

15 Nisan 2009

Mudanya Mütarekesi

Yorum (0)

Tags: , , , , , , , , ,

Başkomutanlık Meydan Savaşı

15 Nisan 2009

26 Ağustos 1922′de başlayan taarruzun 5. gününde Dumlupınar mevzilerinde bulunan Yunan kuvvetlerine karşı taarruza geçildi. Dumlupınar muharebesi, doğrudan doğruya Mustafa Kemal Paşa tarafından yönetildi. Meydan muharebesi, Aslıhanlar Bölgesinde öğle saatlerinde başladı. Dumlupınar mevzilerinde tarihin en kesin sonuçlu bir zaferi kazanıldı (30 Ağustos 1922).

Aslıhanlar çevresinde bulunan 5 tümenlik Yunan kuvvetlerinin büyük bir kısmı imha edildi. Çatışmalar, gecenin geç saatlerine kadar devam etti.

Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül’de Türk ordusunun kazandığı zaferi, TBMM’ne bir genelge ile bildirdi. Türk ordusuna düşmanı takip edip, Anadolu’dan çıkarması için: “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri.” komutunu verdi. 

 

General Trikopis’in Esir Edilmesi

Yunan kuvvetleri, Uşak istikametine çekildi. Yunan kuvvetlerini takip eden 1. kolordu, Uşak’ın doğusuna kadar ilerledi. 1 Eylül’de Yunan kuvvetlerine karşı taarruza geçti. Şiddetli çatışmalar oldu. Yunan generali Frangos, birliklerine geri çekilme emrini verdi. Akşama doğru, Türk kuvvederi Uşak’a girdi. Nurettin Paşa’nın Uşak’a gelmesinden sonra Yunan kuvvetleri, takip edilmeye başlandı. Bu arada general Trikopis komutasındaki Yunan kuvvederi, Uşak’a doğru ilerlemekte idi. Uşak’taki Türk kuvvetleri, general Trikopis’in kuvvetlerine karşı sevk edildi. Nurettin Paşa, Yunan kuvvetlerini doğu ve güneyden kuşattı. 2. kolordu da kuzeyden kuşatmaya katıldı. Yunan kuvvederi tam anlamı ile çember içine alındı. General Trikopis, elinde kalan çok az sayıdaki kuvvetiyle esir edildi (2 Eylül 1922).

 

İzmir’in İşgalden Kurtarılması

Nurettin Paşa, 1. ve 2. kolorduların başına geçerek Yunan kuvvetlerini hızla takibe girişti. Nurettin Paşa, 3 Eylül’de düşman mukavemetini kırarak Yunan kuvvetlerini, Alaşehir’e sürdü. Bölgenin dağlık, yolların bozuk olmasından dolayı, Yunan kuvvetlerini takip etmek oldukça zor oluyordu. General Frangos, artçı muharebeler yaparak kuşatmadan kurtulmak için hızla geri çekiliyordu. Yunan kuvvetleri, geçtikleri bölgelerde büyük tahribatlar yaptı. Köy ve şehirleri yağmalayıp, yakıp yıktı. Bunun sonucu olarak yollarda öldürülmüş veya yakılmış bir çok ceset bulunuyordu.

5. Süvari kolordusu, 8 Eylül’de Manisa’ya, akabinde Menemen’e girdi. Yunan kuvvetlerinin İzmir’de savunma yapma ihtimali kalmamıştı. Bu yüzden Yunan kuvvetleri, Urla’ya doğru çekildi. 9 Eylül’de Türk kuvvetleri, İzmir’e girdi. İzmir Kalesi ve resmi binalar, Türk bayrakları ile donatıldı. Anadolu Rumları, İzmir’e kaçtığından, şehir nüfusu bir hayli artmıştı. İzmir Limanı’nda bulunan İtilaf Devletlerine ait gemiler, kendi vatandaşlarının yanısıra yüzbinlerce Rum mülteciyi, İzmir’den naklettiler.

 

Bursa’nın Kurtuluşu

Yunan 3. kolordusu, Bursa istikametine doğru çekildi. Yunan askerleri, yol boyunca köy ve kasabaları tahrip etti. Türk süvari ve piyade birlikleri, 10 Eylül’de Bursa’ya girdi. Bursa’dan çekilen Yunan kuvvetleri, Gemlik ve Mudanya’ya yöneldi. Mudanya’da yapılan muharebeler sonucunda bölgede bulunan Yunan kuvvetleri, silahlarını bırakarak teslim oldu. 13 Eylül’den itibaren Bandırma istikametinde çekilen Yunan kuvvetleri, takibe başlandı. Yunan kuvvetleri, Bandırma-Edincik mevzilerini tuttular. Yunan donanması da top atışlarıyla Yunan mevzilerini korudu. 16 Eylül’de Türk kuvvetleri, Yunan mevzilerine karşı taarruza geçti. Çatışmalar, akşama kadar devam etti. Türk askeri, süngü hücumuyla düşman mevzilerine girmeyi başardı. Bandırma düşman işgalinden kurtarıldı.

Yorum (0)

Tags: , , , ,

Büyük Taarruz

15 Nisan 2009

Yunanlıların Batı Anadolu’da üç kolordusu vardı.

1. Kolordu: General Trikopis komutasında, Afyonun güneyinde;

2. Kolordu: General Diyeniz komutasın da, Döger Bölgesinde;

3. Kolordu: General Anesti komutasın da, Bursa Bölgesinde bulunuyordu.

Yunan kuvvetleri, mevzilendikleri Eskişehir-Afyon hattını oldukça iyi bir şekilde tah kim etmişti.

 

Türk kuvvetlerinin durumu ise:

1. Kolordu: Çay Bölgesinde

2. Kolordu: Bolvadin’de

3. Kolordu: Eskişehir’de

4. Kolordu: Cephede

5. Süvari kolordusu Ilgın’da bulunuyordu.

buyuk-taarruz-3Türk ordusunda büyük ölçüde subay ihtiyacı vardı. An kara’da Abidin Paşa Köşkü’nde bir subay talimgahı açıldı. Bu­rada yetiştirilen genç subaylar, cephelere dağıtıldı. I. Dünya Savaşı’nda terhis edilen subaylar da silah altına alındı.

İstanbul’da bulunan Karakol Cemiyeti, Felah Grubu, Mim Grubu tarafından İngiliz, Fransız ve İtalyan askerlerinin kontrolündeki silah ve cephane depoları basıldı. Ele geçirilen silah ve cephaneler, Anadolu’ya sevk edildi. Bu sayede ordu nun silah ve cephane ihtiyacının bir kısmı karşılandı.

Türk ordusunun savaş planına göre; Yunan kuvvetlerinin sağ kanadı ve gerisi kuşatılarak, Yunan kuvvetlerinin geri çe­kilmesi engellenecekti. Cephedeki kuvvetler ise taarruza ge çerek düşmanın yedek kuvvetlerinin güneye kaymasını önle yecekti.

 

Yunanlıların Istanbul’u İşgal Planı

Temmuz ayında Yunan dışişleri bakanı, Atina’daki İngiliz elçisini davet ederek resmi bir nota verdi. Bu notada, İstanbul’un Yunan or dusu tarafından işgal edileceği bildirildi. Yunan donanması, Marmara Denizine açıldı. Yunan birlikleri, Doğu Trakya’da toplandı. Batı Anadolu’da bulunan Yunan kuvvetlerinin bir kısmı Doğu Trakya’ya nakledildi.

İtilaf Devletleri, Yunan planına tepki gösterdi. Fransız ve İngiliz kuvvetlerinden oluşturulan birlikler, Çatalca hattına yerleştirildi. İngiliz donanması, Marmara Denizi’ne açıldı. Alı nan bu önlemler sayesinde, Yunan hayalleri başlamadan sona erdi.

 

Başkumandanlık Yasasının Uzatılması

Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin gizli oturumunda taarruz hakkındaki görüşlerini:

“Ordumuzun kararı, genel bir taarruzdur. Ancak taarruz, tehir edilmiştir. Ordunun hazırlıklarının tamamlanması için zamana ihtiyaç vardır.” şeklinde açıkladı. Bu açık lama ile milletvekillerinin kuşkularını gidermeye çalıştı.

buyuk-taarruz-5

6 Mayıs 1922′de başkumandanlık yasasının süresi dolu yordu. Mustafa Kemal Paşa, rahatsız olduğundan meclisteki görüşmelere katılamadı. 5 Mayıs’taki oturumda muhaliflerin çabaları sonucunda gereken çoğunluk sağlanamadı. Bu yüz den başkomutanlık yasası uzatılmadı. Milli savunma vekili ile genelkurmay başkanı, bu davranış karşısında görevde kalmalarının bir yararı olmadığını belirterek görevden çekilmeye kalkıştılar.

Mustafa Kemal Paşa, ertesi gün meclisteki gizli oturuma katıldı. Bir önceki günkü oturumda kürsüden, yasaya muha­lefet eden milletvekillerine cevap verdi. Düşman karşısında ordunun başsız bırakılmasının doğru olmadığını açıkladı. Yapılan oylama sonucunda 11 hayır oyuna karşılık, 177 kabul oyuyla başkomutanlık yasasının süresi üç ay daha uzatıldı.

buyuk-taarruz-120 Temmuz 1922′de bu süre de sona erdi. Mustafa Kemal Paşa, mecliste yaptığı konuşmada; “Ordumuzun olağanüstü hiç bir tedbire başvurmadan milli amacı gerçekleştirecek bir duruma geldiğini, bundan dolayı olağanüstü yetkilerin devam etmesine gerek kalmadığını” açıkladı. Meclisteki görüşmeler sonunda meclis yetkilerinin devri kaldırılarak, sadece başkomutanlık yetkisi, süresiz olarak Mustafa Kemal Paşa’ya verildi.

6 Agustos’ta Mustafa Kemal Paşa ile genelkurmay başkanı Fevzi Paşa, batı cephesine gittiler. Batı cephesi karargahının bulunduğu Ak şehir’de taarruz için yapılan hazırlıkları göz den geçirdiler. 15 Agustos’a kadar hazırlıkların tamamlanma­sı kararlaştırıldı. 26 Agustos’ta taarruzun başlayabilmesi için, kuvvetlerin önceden taarruz bölgelerinde toplanması gereki yordu. Birliklerin hareketlerinin düşmandan gizlenmesi, ol dukça önem taşıyordu. Bu yüzden birliklerin nakli, gece bo yunca yapılıyordu. Gündüzleri ise ağaçlarla kaplı bölgeler se çilerek birlikler dinlendiriliyordu.

buyuk-taarruz-2

Mustafa Kemal Paşa, Ankara’ya döndükten sonra Vekiller Heyeti toplantısına katıldı. Toplantıda, genel taarruz konu­sunda görüş birliğine varıldı. Mustafa Kemal Paşa, taarruzu yönetmek için cepheye hareket etti. Ankara’dan ayrılışı, gizli tutuldu. Ankara’da yayımlanan Hakimiyeti Milliye gazetesi, Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Agustos’ta Çankaya Köşkü’nde Ankara’daki yabancı elçilere, bir çay partisi vereceğini yazdı.

Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle 1., 2. ve 4. kolordu ile 5. Süvari kolordusu, gece yürüyüşleri yaparak düşman mevzile­rine yaklaştınldı. Mustafa Kemal Paşa, ordu birlikleri arasın da yapılan bir futbol maçını bahane ederek, bütün kolordu komutanlarını Akşehir’de topladı. Komutanlarla ordunun son durumu görüşüldü.

25 Agustos’ta Türk ordusunun taarruz hazırlıkları ta mamlamış olduğundan, 26 Ağustos sabahı genel taarruzun başlaması kararlaştırıldı.

buyuk-taarruz-426 Ağustos 1922 sabahı bütün cephelerde topçu ateşinin desteğinde Türk kuvvetleri taarruza geçti. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve genelkurmay başkanı Fevzi Paşa Kocatepe’den harekatı yönettiler.

Afyon’un batısındaki Yunan kuvvetlerinin savunma hattı olan Çigiltepe, Erkmentepe, Belentepe ve Tınaztepe şiddetli çarpışmalar sonunda ele geçirildi. Yunan kuvvetlerinin güney kanadının çökertilmesi üzerine, Yunan kuvvetlerinin İzmir ile olan bağlantısı kesilmiş oldu.

Türk kuvvetleri, Afyon’un kuzeybatısında bulunan Yu nan kuvvetlerini kuşatmaya başladı. General Trikopis, Yunan kuvvetlerini imhadan kurtarmak için geri çekilme karan aldı. Bozguna uğrayan Yunan kuvvetleri, dağınık bir halde Dumlupınar’a doğru çekilmeye başladı.

Yorum (0)

Tags: , , ,

Sakarya Meydan Savaşı

15 Nisan 2009

sakarya-meydan-savasi-4Mustafa Kemal Paşa, 12 Ağustos 1921′de Polatlı’daki cephe karargahına giderek ordunun başına geçti. Cephede dolaşırken attan düşüp, birkaç kaburga kemiğini kırdı.

Yunan kuvvetleri, 14 Ağustos’ta taarruza geçti. Mihalıccık-Sivrihisar hattına ulaştıktan sonra güneye doğru ilerledi. Yunan kuvvetlerinin büyük bir bölümü, Sakarya nehrinin güneyine geçirildi.

23 Ağustos’ta Sakarya mevzilerinde çatışmalar başladı. Mustafa Kemal Paşa:

‘Savunma hattı yoktur. Savunma alanı vardır. O alan bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı millet kanıyla ıslanmadıkça düşmana bırakılamaz. Onun için küçük büyük her birlik bulunduğu mevziden atılabilir; ama küçük büyük her birlik, ilk durabildiği noktada yeniden düşmana karşı cephe kurup savaşı sürdürür. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler ona uyamaz. Bulunduğu mevzide sonuna dek dayanmak ve direnmekle yükümlüdür.’ Sözleriyle vatanın her karış toprağı için mücadeleyi emretti.

sakarya-meydan-savasi-1

Atatürk Polatlı Dautepede

Yunanlılar, 2 kolorduyla Türk kuvvetlerinin sol kanadına; 1 kolorduyla Kavuncu Köprüsü’nün kuzeyinden taarruza geçti. 27 ve 28 Ağustos’ta savaşlar, bütün şiddeti ile devam etti. Türk kuvvetlerinin, doğuya doğru kaydırıldığını fark eden Yunan generali, Türk cephesini yarmak için, Haymana istikametinde harekete geçti. Ancak bu hareket, başarılı olamadı. 31 Ağustos’tan itibaren Yunan taarruzlarında duraklama başladı. 6-7 Eylül tarihlerinde cephelerde bir sükunet hakimdi. 7 Eylü’den itibaren Yunanlıların sol kanattaki kuvvetleri, geri çekilmeye başladı. 10 Eylül’de Türk kuvvetleri, taarruza geçti. Sakarya Nehri’nin doğusunda kalan bölgeler, Yunanlılardan geri alındı.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, harekatı karargahının batısındaki tepeden izliyordu. Yunan generali Trikopis, daha fazla ilerlemeyi tehlikeli bularak, Yunan kuvvetlerini geri çekti. 13 Eylül’de Yunan kuvvetlerinin tamamı, Sakarya Neh-ri’nin batısına çekildi.

Türk süvari birlikleri, Yunan kuvvetlerine ani baskınlar yaparak, ağır kayıplar verdirdi. Türk ordusu, içinde bulunduğu şartlardan dolayı geri çekilen Yunan kuvvetlerini, yeteri kadar takip edemedi. Başkomutan Mustafa Kemal Pasa, Türk kuvvetlerini, Bilecik-Eskişehir-Afyon hattına yerleştirerek mevzilendirdi. Afyon-Dumlupınar arasındaki dağ ve tepeler tutularak tahkim edildi.

 

Zaferden Sonraki Gelişmeler

Türk ordusunda önemli ölçüde cephane eksikliği vardı. Cepheler arasında ikmal işleri aksıyordu. Bu zorluklara rağmen Türk kuvvetlerine, mevzilerini koruması emredildi. Zaman içinde ordunun asker, silah ve cephane ihtiyacı giderilmeye çalışıldı. Ordunun güçlenmesi, moralleri de düzeltiyordu.

Cephe karargahı, Akşehir’e nakledildi. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, cephede yaptığı incelemede, ordu ihtiyaçlarının büyük bir kısmının karşılanamadığını gördü. Bu yüzden genel taarruzu, ilkbahar aylanna erteledi.

Sakarya Zaferi ile Yunan ordusunun taarruz gücü tamamen kırıldı. Bundan böyle Yunan kuvvetleri, elinde bulundurduğu bölgeleri korumaya çalıştı.

Sakarya Zaferi’nden sonra TBMM’de kabul edilen bir yasa ile Mustafa Kemal Paşa’ya mareşal rütbesiyle, gazilik unvanı verildi.

Yorum (0)

Tags: , ,

Eskişehir Kütahya Savaşları

15 Nisan 2009

2. İnönü Zaferi’nden sonra, batı cephesi yeniden düzenlendi. Güney cephesi kaldırıldı. Tüm kuvvetler, İsmet Paşa’nın komutasına verildi. Zaferin kazanılmasına rağmen Türk ordusu, taarruz gücüne henüz ulaşmış değildi. Ordunun eksiklikleri tam olarak giderilememişti. Bu eksikliği gidermek için halkın elinde bulunan araçlardan yararlanma yoluna gidildi. Doğu cephesindeki kuvvetler, batıya kaydırıldı. Türk kuvvetleri, olası bir Yunan taarruzuna karşı, İnönü-Kütahya hattında savunma düzenine sokuldu.

İnönü yenilgisinden sonra Yunan Hükümeti, genel bir seferberlik ilân etti. Oluşturulan yeni birlikler, cepheye sevk edildi. Bu takviyeler sonucu Anadolu’daki Yunan tümenlerinin sayısı 11’e yükeldi.

Yunan başkumandanı, bir an evvel sonuca ulaşmak istiyordu. 11 Temmuz 1921′da Yunanlılar, 5 tümenle cepheden, 6 tümenle güney kanattan taarruza geçti. Yunan kuvvetleri, Aslıhan ve Kütahya savaşlannı kazandılar. İmkanları sınırlı olan Türk kuvvetleri, daha fazla kayıp vermemesi için Sakarya Nehri’nin doğusuna çekildi. Bu sayede Eskişehir’den Sakarya Nehri’ne kadar uzanan geniş bir alan boşaltılmış oldu. Türk kuvvetlerinin boşalttığı bölgeler, Yunan kuvvetlerinin eline geçti. Yunan kuvvetleri, 17 Temmuz’da Kütahya’yı 19 Temmuz’da Eskişehir’i işgal etti. Bu durum, TBMM’de ve halk arasında büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Yorum (0)

Tags: , , , , ,

İkinci İnönü Meydan Savaşı

15 Nisan 2009

İtilaf Devletleri, Londra Konferansı’nda umduklarını bulamayınca Sevr Antlaşmasının bir an önce uygulanmasını sağlamak için Yunanlıları taarruza teşvik ettiler. I. İnönü Savaşı’nda prestiji sarsılan Yunanlılar da bunu gidermek için yeni bir taarruzun hazırlığı içinde idi.

23 Mart 1921′de Bursa’daki 3. Yunan kolordusu, taarruza geçti. Yunan kuvvetleri, hiçbir mukavametle karşılaşmadan, Söğüt-Karaköy hattına ulaştı. Bu sırada Uşak’tan harekete geçen 1. Yunan kolordusu, Afyon’a doğru ilerlemeye başladı. Yunan kuvvetlerine karşı oyalama savaşları yapıldı. Bu sayede 1. Yunan kolordusunun İnönü mevzilerinde bulunan Yunan kuvvetlerine yardım etmesi engellendi.

Batı cephesi komutanı İsmet bey, İnönü mevzilerini tutmuştu. Taarruza geçen 3. Yunan kolordusu, Metristepe’yi ele geçirdi. Türk ve Yunan kuvvetleri arasında çetin muharebeler oldu. Yunan taarruzu, bütün cephelerde geri püskürtüldü. Yunan generali, Metristepe’yi savunamıyacağını anlayınca, Bursa’nın doğusundaki mevzilere geri çekildi. Türk süvari birlikleri, geri çekilen Yunan kuvvetlerini takibe başladı. Ani baskınlarla, düşman kuvvetlerine ağır kayıplar verdirildi.

 

İsmet Bey’in Telgrafı

Batı cephesi komutanı İsmet bey, Türk ordusunun kazandığı zaferi, Metristepe’den çektiği telgrafla Ankara’ya müjdeledi.

Metristepe’den 1.4.1921

Saat 6:30′da Metristepe’den gördüğüm durum: Gündüzbey’in kuzeyinde sabahtan beri direnen ve artçı olduğu sanılan bir düşman birliği, sağ kanat grubunun taarruzu üzerine dağınık olarak çekiliyor. Yakından kovalanıyor. Hamidiye yönünde karşılaşma ve çatışma yok. Bozüyük yanıyor. Düşman, binlerce öüleriyle doldurduğu savaş alanını silahlarımıza bırakmıştır.

Batı Cephesi Komutanı İsmet

 

Mustafa Kemal, İsmet beye cevap olarak aşağıdaki telgrafı gönderdi.


Ankara 1.4.1921

İnönü Savaş Meydanında Metristepe’ de Batı Cephesi Komutanı ve Genelkurmay Başkanı İsmet Paşa’ya

Bütün dünya tarihinde, sizin İnönü Meydan Savaşlarında yüklendiğiniz görev kadar ağır bir görev yüklenmiş komutanlar pek azdır. Milletimizin bağımsızlığı ve varlığı, çok üstün yönetiminiz altında, şerefle görevlerini yapan komuta ve silah arkadaşlarınızın duyarlığına ve yurtseverliğine dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin ters alınyazısını da yendiniz. Düşman çizmesi altındaki kara yazılı topraklarımızla birlikte bütün yurt, bugün en kıyıda köşede kalmış yerlerine dek zaferinizi kutluyor. Düşmanın yurdumuzda sonsuz yayılma isteği, dayancınızın ve yurtseverliğinizin yalçın kayalarına başını çarparak paramparça oldu.

Adınızı tarihin, övünç yazıtları arasına geçiren ve bütün millete karşı sonsuz bir saygı ve bağlılık duygusu uyandıran büyük savaşınızı ve zaferinizi kutlarken, üstünde durduğunuz tepenin, size binlerce düşman ölüleriyle dolu bir şeref alanı gösterdiği kadar, milletimiz ve kendiniz için yükseliş parıltılarıyla dolu bir geleceğin başladığımda söylemek isterim.

Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal

 

İnönü Zaferleri’nin Sonuçları

Kazanılan bu zafer, TBMM Hükümeti’ne ve düzenli orduya duyulan güveni arttırdı. Fransızlar, TBMM Hükümeti ile anlaşma yoluna yöneldiler. 13 Haziran 1921′de, Ankara’daki Fransız temsilcisi Franklin Bouillon ile görüşmeler başladı. İngiliz Hükümeti, büyük ümitlerle bağlandığı Yunan kuvvetlerini desteklemekten vazgeçti. İtalyanlar, Anadolu sevdasının sona erdiğini fark ederek birliklerini geri çekmeye başladı. Fransızlar, 21 Haziran’da Zonguldak’ı boşalttı.

İstanbul Hükümetinin başında bulunan Damat Ferit Paşa, itibarını tamamen kaybetti. İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devlederi’nin desteğini çekmesinden sonra, iç ayaklanmalar da sona erdi.

Yorum (0)

Tags: , , ,

Birinci İnönü Meydan Savaşı

15 Nisan 2009

Batı cephesinde bir tümen, Yenişehir - İnegöl hattında Türk kuvvetlerinin büyük bir kısmı ise Eskişehir’in kuzeyindeki Gündüzbey - İnönü hattında bulunuyordu. Batı cephesi komutanı İsmet bey, düzenli ordunun taarruz gücü sağlanana kadar, Yunan taarruzunu İnönü mevzilerinde durdurmak istiyordu.

Çerkez Ethem ayaklanmasından yararlanan Yunan kuvvetleri, 6 Ocak’ta Eskişehir ve Afyon istikametinde harekete geçti. 3. Yunan kolordusu, üç günlük ilerleyişten sonra, İnönü mevzileri önüne geldi. İsmet bey, kuvvetlerinin büyük bir bölümünü, İnönü mevzilerine yerleştirdi.

10 Ocak’ta Yunan kuvvetleri taarruza geçti. Gündüzbey -İnönü hattında, şiddetli çarpışmalar oldu. Türk kuvvetleri, sayıca üstün olan Yunan kuvvetlerine karşı mevzilerini korumayı başardı. Yunan generali, yapılacak taarruzlardan bir netice alamıyacağını anlayınca geri çekilme karan aldı. Türk kuvvetleri, çekilen Yunan kuvvetlerini, Bursa yakınlarına kadar takip etti. İyi bir hava keşifi yapılamadığından takip hareketi, tam olarak gerçekleşemedi.

3. Yunan kolordusu İnönü mevzilerinden geri çekilirken, güneydeki 1. kolordusu da Afyon’dan Uşak’a doğru çekilmeye başladı. Türk kuvvetleri, Yunanlıların boşalttığı Afyon’a girdi. Genelkurmayın talimatı üzerine Türk birlikleri, güney cephesinde toplanmaya başladı. Güney cephesi komutanı Refet bey, 8 Nisan’da Yunan kuvvetlerine karşı taarruza geçti. Yunan kuvvetleri, Aslıhan’a doğru çekilmeye başladı. Dumlupınar mevzilerine yerleşen Yunan kuvvetlerine karşı yapılan taarruzdan bir başarı elde edilemedi.

Yorum (0)